İnsan yeryüzünün halifesi ve sürekli imtihan halindedir. Yeryüzünün sorumlusu olan insanın hayatı düzenleme, sevk ve idare edebilmesi için yasalara ihtiyacı vardır. Rabbimiz insanı ben yarattım dolayısıyla onun üzerinde hâkimiyet kurup hükmetme bana ait buyurur. Yarattığım insanın neyi yapıp yapmayacağının ölçüsünü belirleme hakkı bana aittir buyurur.
“Dikkat edin, yaratmak da emretmek de yalnız O’na aittir.” (Araf/54)
Ayeti, yaratanın yarattıkları üzerinde emretme, hâkimiyet kurup hükmetme hakkına sahip olduğunu bildirmiştir. Buna rağmen İslam toplumu Allah ile hâkimiyet yarışına kalkmaktadır. Hükmedip yöneten yönettiklerinin rab ve meliki olur. İnsanlarda onlara itaat ederek de ilah edinmiş olurlar. Yaratan ile insan yaşamları üzerinde egemen olma, hâkimiyet kurma yarışına kalkmak bir sapmadır, haddi aşmaktır. İslam adınaysa, vahyin ne amaçla indiğini ve hangi alanlarda geçerli olduğunu anlayamamadır. Ya da birileri bilerek haddi aşmaktadır. Ehli kitap gibi, vahyi duyup da itaat etmeyen firavun ve nemrut gibi, hakkı anladıktan sonra sapıklıklarına devam eden Mekke şirk toplumu gibi! Onlar haddi aşmakla şirk ve küfür içinde kalırlarken bugünün insanları bir türlü dinden çıkamamaktadırlar.
Kitabı sadece okuyan ve ezberleyenlerin anlayamadığı bu durum ayette bildirilir. “(Bu Kur’an) ayetlerini düşünsünler, akıl sahipleri ibret alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitabdır.” (Sad/29)
Kitabın hayata hâkim olabilmesi için ayetlerinin üzerinde düşünülmesi gerektiği, aklını kendi kullanabilenler için ibret alınacak hükümlerle dolu olduğunu bildirmiştir. Üzerinde düşünülmesi ve ibret alınması gereken kitab sadece okunan kitab haline getirildi. Ehli kitab da böyle yapmaktadır. İslam toplumunun da kimin yolunda olduğu bellidir. Az bir kesim hariç.
Rabbimiz dinini tamamladığını ve seçip beğendiğini bildirmiştir. “Bugün size dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Size din olarak da İslam’ı seçip beğendim. ..” (Mâide/3) İnsan hayatını düzenleyecek olan yasa, ölçü, yani din tamamlanmıştır. Rabbimiz bu yasalardan razı olmuş ve bizim için Kur’an’ı beğenip seçmiştir. Kur’an’ı hayat kitabı yapmayanlar, yerine kendi hükümlerini getirenler Rabbimizin beğendiğini beğenmemiş, hayatları için uygun bulmamışlar, zamana yeterli görmemişlerdir. Niyetleri kendilerini bağlamaktadır. Kendileri için hüküm belirleyenler yaratıcılarının hükmünü beğenmemişlerdir. Rabbimiz ben bu dini seçtim ve beğendim derken, insan İslam’ı beğenmeyerek hayatının ölçüsü kabul etmemektedir. Kabul ediyoruz dedikleri kitabı, okurlar, ezberlerler, fakat hayatlarına sokmazlar. Bu ciddi bir sapmadır. Ehli kitaba benzemedir. Sonuçta da ehli kitabın yolundan siyasi ve din adına tabi olmaktadırlar. Sapmanın olduğu yerde gazap da kaçınılmazdır. Kur’an’ın her bir ayeti Rabbimizin bizim için seçip beğendiği hükümlerdir. O’nun beğendiği ayetleri bizim içindir ve başımızın üstünde ve hayatımızın her alanındadır. Biz, Rabbimizden ve bizim için seçtiği kitabından ve kaderinden razıyız.

Bir yanıt yazın