Allah’ı Bilmek ve Birlemek

Bütün dünya insanı yaratıcı olarak Allah’ı bilir. Yaratıcı olarak bildikleri Allah’ı isim ve sıfatlarıyla bilip de birleyemezler. İslam toplumu Allah’ın isim ve sıfatlarını az çok bilir ezberler, tesbihat yapar, fakat içeriğini bilmezler. Bu isim ve sıfatlara itaat etmeleri gerektiğinin de farkında değildirler. Allah’ı isim ve sıfatlarıyla bilenler, içeriğini bilip, itaat ederek teslim olmazlar. Birlemek, isim ve sıfatlarını Allah’a has kılmaktır. Bu tevhid, yani birlemedir. Cemaat ve toplum olarak Allah’ı isim ve sıfatlarıyla birlemeye vahdet denir. 

       İnsan mantığıyla kabul eder ki bir şeyi kim var etmişse maliki, sahibi olan odur. Sahip olduklarını kullanma ve yönetme hakkı da ona aittir. İş Allah’a gelince var etmiş kendi hallerine bırakmış gibi düşünür ve davranırlar. Oysa Rabbimiz “Yaratmak da emretmek de O’na aittir.” Buyurarak, yaratanın, var eden ve yarattıklarının üzerinde emreden, yasa koyan, idare etme hakkı olan, hâkimiyet kurup hükmetme hakkı olan benim buyurur.  “Hüküm ancak Allah’a aittir” buyurarak da yaratılanlar üzerinde hâkimiyet hakkının kendisine ait olduğunu ortaya koyar. Kendilerini İslam’a nispet eden niceleri hâkimiyeti Allah’dan alıp kendilerine verecek kadar haddi aştıklarının farkında değildirler. 

       Allah c.c. yaratandır, yarattıklarının üzerinde Mâlik olandır. Mâlik, ele geçiren hükmeden, kural koyan, duygu ve iradelere sahip olan, efendi olandır. Melik de, sahip olduklarını koyduğu kural ve yasalarla yöneten, sevk ve idare edendir. Yaratıp Mâlik olarak sahip, yöneterek Melik olduklarını yasalarla terbiye eder, çekip çevirir, yönetip, rızıklarını vererek Rableri olur. Rab olarak yönetip terbiye ettikleri O’na itaat ederler, rızasını ararlar, yüceliği karşısında hayran kalırlar, bundan dolayı O’nu sever ve çokça överler onların İlahları olur. Mâlik olarak sahip oldukların Rab olarak hükmedip yasalar ve kurallar belirler, buda onların dinleri olur. Malik olup ölçü belirleyerek hükmedenlerin hükümlerine itaat eder, hayatlarını o kural yasa ve fikirlere göre düzenlerler, buda ibadetleri olur. Bunu Allah’a yaparlarsa, Mâlik, Melik, Rab ve İlah Allah olur, dinleri İslami itaatleri de ibadet olur. Allah’ın dışında hâkimiyet hakkı verip hükmetmelerine izin verdikleri, destekledikleri siyasi ve din adamları da sahip olup, duygu ve iradelerine yön veren malik, kendilerini yöneten melik, yönetme ve terbiye ederek, sevk ve idare etmelerine izin verdikleri rableri olur. Onların siyasi ve din adına uydurdukları fikir ve yasalara itaat ederek ilah görmüşlerdir. İtaat ettikleri kural ve yasalar dinleri, itaat etmeleri ve uymaları ise ibadettir. 

       Hz. Nuh’dan bugüne tüm peygamberler ve davetçiler bunu anlatmışlardır. İnsanın ilk gasp ettiği Allah’ın Mâlik ve Melik oluşu, sonra Rabliği, ardından da İlahlığıdır. Allah’ın dışında birilerini hükmeden ve itaat edilen kabul etmeleri, tanıdıklarından, sevdiklerinden ve övdüklerindendir. İnsan tanıdığını sever, tanıdığını över ve destekleyip itaat eder. Allah’ı isim ve sıfatlarıyla tanımayanlar sevemez, övemez ve itaat edemezler. İnsan tanıdığına güvenir. Güvenilen de vekildir. İman da güvenmektir. Güvenilip vekil kılınana sığınılır, yardım istenilir, koruyup gözeten görülür, emreden kabul edilir, yani onların veli ve valileri olurlar.  Sonuçta da Allah’ı bir ve birçok isim ve sıfatı siyasilere ve din adamlarına verilerek Allah’a benzer ve eşler edinilmiş olunur. Buda denk tutmak olan şirktir. Rabbimiz de şirki affetmeyeceğinin bildirmiştir. Bu sapmalar İslam’dan diye yapılıyorsa sapma daha derin ve kurtulmaları da daha zordur. Kalbe yerleşen inancın değiştirilmesi çok zordur. 

      Allah’ı bilmek ve birlemek kitabında bunları izah etmeye gayret ettik. Hiçbir izah Allah’ı hakkıyla anlamaya ve anlatmaya yeterli olamaz. Çünkü insan kuşatıp kavradığını ve gördüğünü anlatabilir. Kuşatamadığınızı da gereği gibi anlatamaz ve anlayamazsınız. Ancak gereği kadar bilgilenip, gücünüz kadar birleyerek itaat eder ve anlatmaya çalışırsınız. Bütün mesele Allah’ı isim ve sıfatlarıyla birleyip itaat etmektir. Kitaplar ve peygamberler örnek olarak bunun için gönderilmiştir. Okuyanların ve anlatılanların daha iyi anlamaları, Rabbimizin emrettiği şekilde yaşamaları temennisiyle!