Halife; aynı yerde, farklı zamanda bir başkasının yerine geçen, arkadan gelen, birini temsil eden ve onun yerini alandır. Her insan ve topluluk bir önceki neslin yerine geçmiş ve onların ardından gelen halef olmuşlardır. Selef öncekiler, halef de onlardan sonra o yere gelenlerdir. Gerek aile gerekse toplum olarak herkes bir öncekinin yerinde alemlerin Rabbi tarafından seçilip vazifelendirilmiştir. Kendi akıl ve iradeleriyle iyi insan olmaya çalışanlar, Allah’ın hükümleriyle yeryüzünde iyi halife olmaya çalışmazlar.
Yeryüzünün sorumlusu olmak şeref olsa da, ahirette ciddi bir hesabı da olacaktır. İnsan önce vazifeli kılındığını, vazifesinin ne olduğunu ve sınırlarını bilecek ki, halifeliğini yapabilsin. Her insan bulunduğu zamanda o yerde halifedir ve bunu bilme hakkı vardır. Rabbimiz kitabında bunu haber vermişse hatırlatılacak demektir. İnsana ilk hatırlatılacak olan halifeliğini kimin iradesiyle yapacağıdır. Herkes bir önceki bulduğu yola tabi olur. Yol bozuksa o halde devam ettirilir, doğru ise de öyle devam eder. “Biz atalarımızı bulduğumuz yola tabi oluruz” (Bakara/170) diyen müşrikler gibi aslında herkes bulduğu yollara tabi olurlar. İman, ahlak, toplumsal ilişkiler ve ibadetlerde dünya insanı buldukları yollara tabi olurlar. Bundan dolayı da öncekiler nasıl bir yol bıraktıklarından sorumludur. O yol kıyamete kadar devam etse de paylarına sevap ve günah yazılır. Hiç kimse hayatım beni ilgilendirir, hesabım bana ait diyemez. Sizi görenlerin ve yetiştirdiğinizin ilk şahid ve örneği sizsinizdir. Her insan kendine mutlak bir önceki var olan halifeyi örnek alır. Örnek alınan nasıl bir örneklik bıraktığına dikkat etmelidir.
Kur’an yaklaşık iki bin beş yüze yakın ayetlerle geçmişin hak ve batıl önceki örneklerinden, yani seleflerden bahseder. Peygamberler ve onlarla beraber olan mü’minler bugünün halife olan inananlarına selef, Firavun ve Nemrutun ve onlarla beraber batılda olanların halefleri de, bugünün hâkimiyet bize aittir diyenlerdir. Binlerce yıldır hakkın ve batılın halefleri aynı söz ve yaşantı içindedirler. Dünküler akıllarınca Allah’ı göklere gönderip yeryüzünde hâkimiyet, irade belirleme hakkı bize aittir, hayatımızın ilkelerini, yasalarını, nasıl yaşayacağımızın ölçüsünü biz belirleriz dediler. Allah’a inanırız, bizi ve her şeyi yaratandır, fakat yeryüzünde yaşantımıza karışmaz bakışındadırlar. Bizi yeryüzüne halife kıldı, bunun için akıl, irade verdi ve tercihi bize bıraktı dediler. Bugün aynı bakışta olan dünya insanı! Alemlerin Rabbi tarafından halife seçilip şerefli kılınan insan, akıl ve iradesini Allah ile irade yarıştırıp, bunları Allah için kullanmayınca hizmetinde olan hayvandan yaşayış olarak daha aşağıya inmiştir.
Dünyada Allah’ı inkar eden ataist denilen kesim az olsa da, Allah’ı kabulle beraber yeryüzünde hükmetme, istediğimiz gibi yaşama hakkı bize aittir diyen deistler çok daha fazladır. Kendilerini islama nisbet eden nesiller de, Allah’a inanmakla beraber hayatlarına karıştırmamaktadırlar. Allah’ın kendilerini yeryüzüne halife seçtiğinin farkında dahi değildirler. Her demokrat bakışın ardında Allah hayatımıza karışamaz düşüncesi yatar. Bu bakışlar insanı deistliğe götürür. Halife kılan Allah’ı c.c. inkar etmeyi küfür sayanlar, hükmünü hayata sokmamayı küfür saymazlar. Firavun Nemrut ve benzerleri Allah’ı inkar ediyor değil, hayatlarına hükmetme hakkı vermediler. Hayatımızın hükmünü biz belirleriz demişlerdi. Onların yolunda olanlarda aynı bakış, söylem ve yaşantıdalar.
Rabbimiz insanları halife kıldığını ve her yeni toplumun bir öncekinin yerine geçmiş halifeler olduğunu bildirir. “ Hani Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. ..” (Bakara/30) Allah c.c. yeryüzünde sorumlu, sevk ve idare edecek bir varlık olarak insanı kıldı. İnsan sorumluluğunu yapabilsin için yer ve gökleri donattı. İnsanın dışında yaratılan her şey onun vazifesini rahat yapsın içindir. Halife olan insanın bedeni de bu vazifeyi yapabilecek donanımda kıldı. Yine halifeliğini yapabilsin için insana akıl, irade ve vicdan verdi. Bunlar verilmeyen insanlar sorumlu tutulmamıştır. Halife olan insan akıl, irade ve vicdanı kullanmıyor veya kullandırılmıyorsa, insanın geldiği durumu hayvandan farklı olmayacaktır. Rabbimiz “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” buyurdu. Yarattığı insandı, vazifesi ise halifelik, yeryüzünden sorumlu olma, sınanıp denenme idi. Hiç yokken insan var edilip, yeryüzüne sorumlu kılındı. Var edilmeye şükretmek, verilenleri verenin yolunda kullanmaktır. Bu da Allah’a itaat ve ilah kabul etmektir.
“ Deki, Allah her şeyin Rabbi iken, ondan başka bir Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı günah ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonra dönüşünüz yine Rabbinizedir. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir. Sizi yeryüzünün halifeleri kılan O’dur. Size verdiklerinde sizi sınamak için kiminizi kiminize derecelerle üstün kıldı. Şüphesiz ki Rabbin cezalandırması çok şiddetli olandır. Muhakkak ki O, çok affeden ve çok merhamet edendir. ” (En’am/164-165) Kâinatın ve içindeki her şeyin yaratıcısı, onlara hükmeden, sevk ve idare eden, aşama aşama geliştiren Rab olan Allah’dır. Her yarattığının hayatı üzerinde tek etkili olan, istediği gibi imtihanlarla terbiye eden Rab sadece Allah’dır. Gözle görülmeyen nutfeden anne rahmine, kan pıhtısından bir parça ete oradan safha safha bütün uzuvları oluşan insana dönüştürür. Sonra doğumdan ölüm gelinceye kadar nice aşamalarla geliştirir, eğitip terbiye eder. Her yaşın bir terbiye edilmesi vardır. Kader belirleyen ve o kader ile halife kıldıklarını terbiye eden Rab sadece O’dur.
Allah’ı Rab olarak hayatlarına hükmeden kabul etmeyenlere deki, her şeyin Rabbi olan Allah’ı bırakıp siyasileri ve din adına hevâlarına göre hükmedenleri, ölçü belirleyip sevk ve idare edenleri rab mi edineyim. Dünün Firavun, Nemrut ve benzerlerinin bugün yolunda olan haleflerinin yolunu destekleyip, emirlerine sizin gibi itaat mi edeyim? Allah’dan başka rab aramak, neleri yapıp yapmayacağının ölçüsünü belirleyen ve yöneten yeni ölçü belirleyenler oluşturmak, var olanlara itaat etmektir. İnsanların çoğunun bâtılda olmaları haklı olduklarını göstermemektedir. Rabbimiz, herkesin kazandığı günah kendisinedir ve hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez buyurur. Önceki selef olanlarla onları takip eden halefler kendi kazandıklarının hesabını vereceklerdir. Yaşanılanlara vesile olan, devam edilsin için yollar bırakanlarda yapmış hükmündedir. Ruhlar aleminde insan halife olarak kabul ettiği Rabbe, ahirette hesap vermek üzere kavuşacaktır. Bugün ihtilaf edilen nice meselelerin hükmünü kıyamet günü Rabbimiz verecektir. Kimin haklı olduğu o gün belli olacaktır. Niceleri için ise, iş işten geçmiş olacaktır.
“Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Onları yeryüzünün halifeleri kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Uyarılanların âkibetine bir bak.” (Yunus/73) Dokuz yüz elli yıl yalanlanıp, sabırla buna katlanmak. Birkaç davetle yalanlanıp dünyası yıkılan zamanın sabırsız davetçileri bilmelidirler ki, ilk onlar yalanlanmadılar, son yalanlananlarda onlar olmayacaktır. Kıyamete kadar gelecek o zamanın halifesi olan davetçilerine h.z. Nuh bin yıla yakın yaptığı sabırlı davetiyle örnektir. Sabrın karşılığı ahirette alınacaksa, siz sadece mü’min bir halife olarak vazifenizi yapın. H.z Nuh ile beraber kurtulanları Rabbimiz yeryüzünün halifeleri kıldı, Allah’ın hâkimiyetinin üstüne kendi hâkimiyetlerini geçirip yaşayarak kâfir olan Nuh kavmi de helak olup gittiler Uyarılan ve hakka direnen her topluluğun âkibeti aynıydı. Dün helak olanların yolundan bugün giderek o yolların halifesi olanlar da helaktan kaçamayacaklardır.
“İçinizden bir adama sizi uyarması için Rabbinizden bir zikir-hatırlatma gelmesine mi şaşırdınız. Hatırlayın hani sizleri Nuh kavminden sonra halifeler kılmış, yaratılış itibariyle güç yönünden sizi artırdı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” (Araf/69) Halife bir önceki toplumun ve kişinin yerini almak, onun yerine orada iş yapmaktır. Nuh kavminin helakından sonra orada mekan tutanlar, gün geldi saptılar. Rabbimiz her sapan topluma hakkı hatırlatan bir davetçi gönderir. Peygamber olmayan bugünün halifelerine de hakkı hatırlatacak davetçiler olacaktır. Ad kavmi de her sapmış olan ve hakkı hatırlatanlara içimizden sana mı vahy geldi dedikleri gibi sapan her toplumda davetçilerine aynı şeyi dediler. Bugünde sizin hakkı hatırlatmanıza şaşırırlar ve hakkı sizden almak istemezler. Bu tavırlar en çok davetçinin en yakınlarından gelir. Sizin geçmişinize bakar, kendi yaşamlarını doğru kabul ederler. Hele birde kendilerini sizden üstün kabul ediyorlarsa, söylediklerinizi kabulleri daha da zor olacaktır.
Helak olan Nuh kavminin yerini Ad kavmi almıştı. Rabbimiz bu yerlere sizi sorumlu halife kılan bizi buyurur. Sonra onları cismen yaratılış itibariyle güçlü kılmış ve onlar da yüksek binalar yapmada yarıştaydılar. Rabbimiz onlara verdiği nimetleri hatırlatıp, bunların farkına varmalarını ve verene itaat edilmesini istemiştir. Ad kavmi de akıllarınca Allah’ı göklere gönderip hâkimiyeti kendilerine vererek yaşamaktaydılar. Kendilerini o yerlere halife kılan Allah’ın hükmünü onlara hak olarak hatırlatana karşı ayak dirediler. Allah’a inanmakla beraber hayatlarına karıştırmayarak deistçe bir hayat yaşamaktaydılar. Sapmada Ad kavminin yolunda olan bu zamanın halifeleri de, vahye karşı ayak diremekte ve yüksek bina yapmada yarıştadırlar. Hak yolun sonraki halifeleri de h.z. Hud’un yolunda olacaklardır.
Bugün halife olarak bulundukları dünyanın şirk ve haramlarından şikâyet edenler, önce şirk toplumunda kendilerini seçip o yerlere halife kılan Rablerinin olduğunun farkında olacaklardır. Bizler bu yerde olmayı tercih etmedik, bu tercih Rabbimizin bize olan seçimidir. Sonra her davetçi toplumu şirk, küfür ve haramlardan kurtarmak için üstlerine düşenleri yapacaklardır. Sonuç ise, insanların değişmek istemelerine ve Rablerinin hidayetine bağlıdır. Her topluma farklı yetenek ve farklı nimetler verilmiştir. Bu verilenler zamanla o toplumun sapması haline gelmiştir. Bugün, teknolojik gelişmeler, internet, bineğin, yiyeceğin çok çeşitliliğiyle zamanın halifesi olan insanlar, önceki seleflerini beğenmemiş ve daha da sapma yarışındadırlar. Rabbimizin lutfu olan bu nimetler toplumların ve fertlerin sapmasına sebep olmuş, teknoloji kendi yoluna nicelerini kurban etmiştir. Her zamanın halifesi olan insanların bir imtihan şekli var. Onlar bu verilenleri kendilerine nimet saysalar da, çoklarının sapmasına sebep olmaktadır.
“Hatırlayın, hani Allah Ad kavminden sonra halifeler kılmış ve sizi yeryüzüne yerleştirmişti. …” (Araf/74) Selefleri olan Ad kavminin yerine sonra da halefleri olan Semut kavmi yeryüzüne yerleştirildi. Onlarında sapmalarına sebep olan şey dağları oyup köşkler yapmalarıydı. Bugün insanların övündüğü binalardan daha görkemli binaları kayaları oyarak yapmaktaydılar. İşte bu güç kontrol edilmeyince toplumun önde olanlarını, sonrada tabi olanlarını saptırdı. Bugün liderler, varlıklı olanlar ve tabi olanlar görkemli binalar yapmada yarış halindedirler. Mesele kimin önceki seleflerinin yolundan hak ya da batıl adına gittiğidir. Dün ve bugün hiç bir toplum ve kişi kendi isteğiyle bulundukları yerlere halife olarak gelmemiştir. Bu tercih sadece Rabbimizindir. Önemli olan o yerlere halife kılınan ve yeryüzünü sevk ve idareden sorumlu olan insan, bu vazifesini kimin kural ve yasalarıyla yapacaktır. İnsan mecburen, yaşamak zorundadır. Yaşarken zorunlu olarak, sevmek ve kızmak, itaat etmek veya yalanlamak, sığınmak, akıl ve iradesini kullanmak zorundadır. Yine zorunlu olarak, kabul ve reddetmek, bir iradeye ve hükme göre yaşamak, birini övmek ve tabi olmak zorundadır. Bu zorunluluk insana bırakılmamıştır. Dolayısıyla insan kulluk yapmak, halifelik yapmak zorundadır. Allah c.c. halife kıldığı insanı sadece hak ya da batıl yolu tercihte serbest bırakmıştır. Bütün mesele insan yapmak zorunda olduklarını kimin adına ve yolunda yapacaktır. Çünkü bu tercihlerin bir hesabı, sevap ve azap karşılığı olacaktır.
“Yeryüzünde sizleri halifeler kılan O’dur. Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kâfirlerin inkarları Rableri katında gazaptan başka bir şeyi artırmaz. Kâfirlere inkarları zarardan başka bir şey artırmaz.” (Fâtır/39) Kimse kendi tercihiyle bulunduğu yerde öncekilerin yerine gelen halife olmamıştır. İnsanı o zamanda o yerde halife kılan Rabbimizdir. Kimse bundan dolayı övünme hakkına sahip değildir. Bulunduğu yerde halife kılınan insan Allah ile hâkimiyet yarıştırırsa zararı kendisinedir buyrulur. Hakkın üstünü örtüp kendi iradeleriyle yaşayan kâfirlerin yaptıkları, ancak Allah’ın gazabını artırmaktadır. Allah’ın kitabının yerine kendi fikir, yasa ve düşüncelerini geçiren hakkın üstünü örtmüştür. Bu da hakkı inkar, yani küfürdür. Elbette her halife kendi kazanımının karşılığını bulacaktır.
“Sonra nasıl amel edeceğinizi görelim diye onlardan sonra yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.” (Yunus/14) Her halife ortaya koyduğu hayatın, yani nasıl yaşadığının hesabını verecektir. Rabbimiz her insanı farklı zamana ve yerlere halife kılmış, farklı nimetlerle ve sıkıntılarla imtihan etmiştir. Halife kıldığı insan bulunduğu o yerde nasıl ameller, yaşantılar ve itaatler yapacağı belli olsun içindir. Dün bu yerlerde nice halifeler geldi geçti. Şimdi ise bu yerlere halife kılınan ve imtihandan geçenler bizleriz. Bütün mesele yaşarken hâkimiyet insan üzerinde kime ait olacaktır. Bulunduğumuz bu yerlerde nice medeniyetler, güç sahipleri ve mazlumlar geldi geçti. Onların hesabı kendilerine, bizimkilerde kendimizedir. Ama herkes sonraki halifelere nasıl bir yol bıraktığının hesabını verecektir. Kimse bu manada yaşantım beni ilgilendirir diyemez. Sizden sonrasının hesabını da ahrette verince işin ciddiyeti anlaşılacaktır. Çocuğunuz sizin bıraktığınız o yerde sonraki halife olacaktır ve siz onun halifeliği üzerinde etkili olacaksınız. Nasıl bir halife yetiştirdiğiniz önemlidir.
“Ey Davut! Seni yeryüzünde halife kıldık. İnsanlar arasında hak ile hükmet. Sakın hevâ ve hevese uyma, yoksa o seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz ki Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unuttuklarından dolayı şiddetli bir azap vardır.” (Sad/26) Her toplum ve kişi nasıl halifelik yaptığından sorumludur. Rasulullan (s.a.s.) “Herkes güttüğünden sorumludur. Devlet başkanı yönettiği toplumdan, baba ailesinden sorumludur. …” buyurmuştur. Herkes yetiştirdiğinden ve yönettiğinden sorumludur bu peygamber de olsa. H.z. Davut, İsrail oğullarının başına peygamber ve idareci olarak halife kılındı. H.z. Taluttan sonra onun yerine devlet başkanı olmuştu. Rabbimiz h.z. Davut’a seni o yerde halife kıldık buyurdu. Talut’un yerine seni halef kıldık. Halife öncekinin yerini alandır. Bugünde her siyasetçi ve öncü olanlar bir önceki seleflerinin yerini alan halefler, halifelerdir. H.z. Davut’a Rabbimiz insanlar arasında hak ile hükmet, sakın insan iradesine, fikir ve düşüncesi olan hevalara uyma. Hakkın dışında bir uygulama yapman, yönetmen, hükmetmen seni haktan uzaklaştırır buyurur. Bu uyarılar bir peygambere yapılmaktadır. Zamanımızda adaletten dem vuran, İslam adına görünenler bu uyarıları üzerlerine alma ihtiyacı bile hissetmezler. Bu uyarıları tarih diye okur ve anlatırlar.
Rabbimiz, hesap gününü unutanların şiddetli bir azaba uğrayacaklarını bildirmiştir. Allah’ın hükmü olan yasalarla ve örnek kıldığı Rasulün hayatına göre yaşamayanlar, öyle bir dertleri olmayanlar ahireti ve hesabı unutanlardır. Görünen o ki, çoğunluk hesabı verilmeyecek bir hayatı yaşamaktadır. Rabbimiz iki binden fazla ayetle geçmişin halifelerinden bahseder ki, bu zamanın halifeleri aynı hataları yapmasınlar. Tarih tekerrür, yani tekrar edecektir. Halife olan, akıl ve irade verilen insana yakışan tarihin hakta olanlarının yollarının tekrarını bu zamanda tekerrür ettirmektir.
“(Ortak koştukları şeyler mi hayırlıdır) zorda kalanın kendisine dua ettiği zaman duasını kabul eden, kötülüğü gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri yapan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var? Ne de az düşünüyorsunuz.” (Neml/62) Sapan her toplum ve kişinin sapma sebebi Allah ile yarattıklarını hayatı üzerinde hükmeden, sığınılıp güvenilen görmesidir. Bu onları ilah, rab ve veli görmektir. Farkında olmadan dünya insanının çoğu Allah’ın isim ve sıfatlarını lider ve din adamlarına vermektedirler. Onları över, sever ve itaat ederler. Bu onları Allah’a eş tutup şirk koşmaktır ve onları daha hayırlı görmektir. İtaat edilen, hayatı üzerinde hükmetme hakkı verilen üstün görülmüştür. Rabbimizin ayetinde verdiği mesaj onlara sor der. Allah’ın hakkını verdikleriniz mi hayırlı, yoksa zorda kaldığınızda dua ettiğiniz ve duanızı kabul eden, kötülüğü sizden gideren Allah’ mı hayırlıdır. Sizi bulunduğunuz o yerlere sorumlu halife kılan odur. Nasıl olurda sizin gibi aciz insanları Allah ile yarıştırırsınız. Hayatınıza emreden kabul eder ve onlara itaat edersiniz. İtaat edilip, sevilen ve övülen ilahtır. Hayatın devamlılığı için Allah’dan başka vazgeçilmez görülen her şey ilahtır. Rabbimiz, bunca şeyleri size veren, sığındığınız ve sıkıntılarınızı gideren Allah’ı ilah olarak itaat etmeyi bırakıp, nasıl başka ilahlar edinirsiniz buyurur. Rabbimizin ayette bildirdiği gibi sizde sorun etrafınıza, Allah’dan başka itaat edilecek, hükmüne göre yaşanılacak başka ilah mı var? Onlar mutlak Allah’dan başka ilah yok diyeceklerdir. Fakat ilahın ne olduğunu bilmeden! İlah’ın insan üzerinde etkisi nedir. Her şeyin âlemlerin Rabbi tarafından yapıldığını kabul eden insan, nasıl ondan başkasına itaat eder, hükmetme hakkı verir. Allah’dan başka ilah yoksa nasıl saptırılıyorlar diye sorulur.
Sapmanın asıl sebebi insanların düşünmemeleri, önde olanlar tarafından düşündürtmemeleridir. Rabbimiz, ne de az düşünüyorsunuz buyurur. Düşünmeyen, yaratılanları ve verilenleri gündemine almayanlar mutlak sapacaklardır. Sapmaları Allah’dan başka itaat edilecek ilah edinmeye onları götürecektir. Düşünen, düşünebilen aklını kullanabilendir. Akledenler ancak Allah’a itaat eder ve O’nu ilah edinmişlerdir. Allah’ın yeryüzüne vazifeli kılarak halife yaptığı insan, verilen akıl ve iradeyi verenin yolunda kullanmalıdır. Halife olduğunun farkında olmayan insanlara bunu hatırlatmak ve ahirette hesabı olacağını bildirmek gerekir. Allah c.c. insana, sizi halife kıldım buyurmuşsa, davetçide bunu insanlara bildirmelidir ve her insanında halife olduğunu bilme hakkı vardır. Vazifesini yapıp yapmamak insan ile Rabbi arasındadır. Elbette kurtuluşa erenler, vazifesinin farkında olup, halifeliğini Allah’ın iradesine göre yapanlarındır.
